borun.sesi.sitemynet.com
Ömer Fethi GÜRER - BOR ŞEHRİ

Meydan
Niğde'liyiz
Yeşilburç
Bağlantılar
Dost Siteler

Meydan


Bor'un Sesi

BOR'DA KAPILAR

duygular

huzur evi


Bor ilçemizden inciler

Vazifeşinas değiliz

ÖMER FETHİ GÜRER

55 yıl önce Yeşil Bor Gazetesi'nin 11 Nisan 1949 tarihli sayısında Reha Oğuz Türkkan'ın yazdığı "Vazifeşinas Değiliz" başlıklı yazısı dikkatimi çekti. O gün ile bugün arasındaki değişimi anlamak için bu yazıyı dikkatlice okumak doğru olacaktır. Bu yazıyla ilgili bir kaç söz edeceğim.

Garbın kalkınışının en baş sebeplerinden biri de, hiç şüphesiz kuvvetli vazife duygusu olmuştur. Ruhlarda vazife, nefes almak kadar zarurî ve kaçınılması düşünülemez bir hale gelince, batı yükselmiş ve bugünkü seviyeye erişmiştir.

Eski öz Türk Vazifeşinaslığı, Osmanlı Çağının tereddi günlerinde kaybolmağa başlayınca, geri kalışımız da başlamış oldu. Hâlâ bugün, bu yıkıcı ve felce uğratıcı mikroptan silkinip kurtulamadık.

Devlet dairelerde halkın canını burnundan getiren "Bugün git yarın gel" belâsı nedir? Memurun vazifeşinas olmayışı değil mi? Her işimizde içiçe olan şu intizamsızlık, kaynağını sadece şu eksikten alır : Vazifeşinas olmayışımızdan! Şurada burada trenler çarpışır, adamlarımız ölür, insan ve malzeme kayıpları durmadan artar. En feci kazalara şahit olunur. Makasçının vazifeşinas olmayışından kabahat ortaya çıkar! En güzel ormanlarımız, en kıymetli binalarımız yanar, telafi edilemeyecek milyonluk zararlar olur. Dikkatsizlik denir. Vazifeşinas olmayan dikkatsizdir! Vazifesini üstün körü yapan ve ihmal eden insan, en korkunç dikkatsizlikler içerisine düşer ve feci felâketlere sebep olur.

Yollarımız, Asfaltlarımız, köprülerimiz çoğu kere, Habeşistan'da bile yapılamayacak kadar berbattır. Bir mizah mecmuasının işaret ettiği gibi, yeni yapılan parkların merdivenlerine bile su birikir... Buna sebep, ahlâksızlık olmasa bile, muhakkak vazife duygusunun yokluğundandır.

Daha ufak misallerine hergün rastlarız; hamal eşyanızı kıra döke taşır, fotoğrafçı veya klişeci veya ellerine düştüğünüz buna benzer meslek sahipleri, işinizi hem geç hem de üstün körü yapar.. Çünkü vazife duygusu meçhul bir şey, hatta boş lâf ve demagoji mevzuudur.

Bu mefhumun canlı kudret ve gerçeğini en iyi bilmesi gereken bir çok öğretmenler bile derslerini üstün körü verirler, tekkeler de üstün körü çalışır! Vazife denilen şeyin mukaddes varlığını pek azımız tanır, tanısak bile pek azımız buna uyarız.

Biz de vazife, henüz bir angaryadır. Belli bir karşılığı olduğu için, bundan mahrum olmayacak veya tekdir görmeyecek şekilde çalışılması, boyun eğerek iş görülmesi icabeden bir angarya!

Vazifeyi şeref gibi, namus gibi
hareketlerimize müeyyidesiz ve karşılığı düşünülmeden tek başına etkili olan canlı bir kıymet, samimi bir duygu halinde yaşatmadıkça hakiki bir Türk kalkınışını ummayalım(beklemeyelim). Avrupa, Amerika ve Japonya insanlarıyla vazifeyi bir namus meselesi kabul ettikleri ve fert fert vazifelerini, azamî bir dikkat ve aşkla yaptıkları için bizden ileridirler.

Memurumuz da, öğretmenimiz de, talebemiz de, meslek ve sanat adamlarımız da, hep birden, vazifelerini namus bilip aşk halinde içlerinde duydukları gün, Türkiye'nin kalkınması mümkün olacaktır."
BU YAZI BEN DOĞMADAN 8 YIL ÖNCE YAZILMIŞ. YAZI TARİHİNİ KALDIRIP OKUYORUM DEĞİŞEN NE DİYE DÜŞÜNÜYORUM. VE AKLIM KARIŞIYOR. ELİMİZDE EN GELİŞMİŞ HALİ İLE CEP TELEFONU,ALTIMIZDA SON MODEL OTOMOBİL, EN LÜKS EVLER, İSTENEN HER YİYECEK VE DÜNYAYI İZLEYECEĞİMİZ TELEVİZYON KANALLARI.SONUÇTA 1949 YILINDAKİ ANLAYIŞ İLE YAŞAMIN ŞEKİLLENDİĞİ BİR YAPI. DEMEK Kİ DEĞİŞEN ALET EDAVET KAFALARIN DEĞİŞİMİ ŞART. ÖNCE İNSAN KENDİSİNE,AİLESİNE,ÇEVRESİNE,İNSANLIĞA KARŞI SORUMLULUĞUNU DÜŞÜNÜP HİSSETMESİ GEREKİYOR. YOKSA LAF İLE PEYNİR GEMİSİ BU KADAR YÜRÜYOR.

borbir@mynet.com

KAYBOLAN KÜLTÜRÜMÜZ

Emin Selamoğlu

"KARAMANLILAR" başlıklı yazımızla ilgili değişik tepkiler aldım. Sırasıyla konuyu açıklığa kavuşturmaya çalışacağım. Öncelikle Niğde de ki yerleşim yerlerini sayarken buralarda sadece hıristiyan nufusun yaşadığını söylemedik. Hıristiyanlar ve müslümanlar bir arada yaşıyorlardı. Bildiğim kadarıyla Hasköy, Misli hariç, buraların nufusu tamamen Karamanlılar'dan oluşuyordu.
Yalnız bende bir hata yapmışım Mandala'dan bahsederken şimdiki ismini Balcı diye yazmışım doğrusu Ballı'dır. Bu köy Tepeköy'e çıkarken sağda yoldan 1 kilometre içerdedir. Genelde bilindiğinin aksine gerek Çanakkale gerekse kurtuluş savaşına Hıristiyanlardan da katılanlar olmuştur.İçlerinde Niğde'den katılıp ölenler vardır. Diğer bir konu da mübadelenin uygulanmasıdır. Mübadele kan esasına göre değil din esasına göre yapılmıştır. İstanbul , Gökçe ve Bozcaada ahalisi istisna tutulmuştur. Birde Baba Eftim gibi kurtuluş savaşını açıkça destekleyenlerin aileleri Meclisten özel kanun çıkarılarak Yunanistan'a yollanmamışlardır. Kalanlar tarafından Türk Ortodoks Patrikliği kurulmuştur. Başka bir konu da Yunan alfabesiyle Türkçe yazılabilinir mi? Latin alfabesiyle yazılabildiğine göre Yunan alfabesiyle de yazılabilir ve Türkçe okuyabilirsiniz. Kaldı ki Türkçe, Süryanice Çin, Kril, Ermeni, Song, Arap alfabeleriyle yazılmıştır, isteyen bu metinlere rahatlıkla ulaşabilir.
Değerli gurup üyeleri ben uzun müddet Osmanlı ve Roma tarihi okudum. Bu alışkanlığım 50 yaşıma gelmeme rağmen halen devam ediyor.
16. yüzyıla kadar olan osmanlı tarihini oldukça iyi bilirim. Şunu da söyleyeyim, yüksek öğrenimim tarih bölümü de değildi. Ama artık biraz da zaman sorunu nedeniyle Niğde tarihi etnoğrafik yapısı coğrafyasıyla ilgili yazıları okumaya yada araştırmaya çalışıyorum. Becerebildiğim ölçüde de bilgi ve görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum.

Karamanlılar'la özel ilgim olması meraktan da öte bu insanlarların bazılarıyla tanışmamdır. İnanılmaz ama aradan 80 yıl geçmesine rağmen hala Niğde'ye duydukları ilginin hiç eksilmemiş olarak devam etmesi ilginçten de ötededir. Her yaz Niğde'ye gelmeye çalışıyorlar, ailelerini yolluyorlar. Beni kızdıran bir konuyu da yeri gelmişken anlatayım. 2004 yılı mübadelenin 80. yılı idi. Mübadele ile ilgili ilimizde festival düzenlenebilirdi. Seminer ve sempozyum yapılabilinirdi. Ama yerel yöneticilerimizin bu konudaki duyarsızlığı çok ciddi tarihi fırsatı kaçırmamıza sebep oldu. Böylece olayın turizm potansiyeli de ihmal edilmiş oldu. Velhasıl tanıtım atağı yapabilirdik.
Hoşça kalın.

07.07.2005

selamoglu56@yahoo.com

nigde'nin çiçekleri

BOR'UN SESİ

BOR ŞEHRİ

Ömer Fethi GÜRER Resim Albümü  - Yeşil Bor